Kişisel gelişime nereden başlamalı?
Kişisel gelişime nereden başlamalı?
·
Pek çoğumuz hayatımızın doğumumuzla birlikte başladığı düşünüyor ve hayatı,
bu dünyaya veda edeceğimiz güne kadar sürecek zorlu bir yarış olarak algılıyoruz.
İşte son yıllarda hemen her yerde karşımıza çıkan “kişisel gelişim” kavramı tam
da bu noktada devreye girerek hayatın, bittiği ana kadar yeni deneyimler
sunan büyüleyici bir yolculuk olduğunu öğretiyor. Kişisel gelişim
yolculuğuna başlamak, kişinin ruh ve beden uyumunu güçlendirmesinin yanı sıra
sağladığı zihinsel özgürleşme ile daha mutlu bir birey olmasını sağlıyor. Siz
de kişisel gelişime meraklıysanız fakat nereden başlayacağınız konusunda
tereddütleriniz varsa, sizlere önereceğim adımları izlemeniz yeterli olacaktır.
“
1.Dönüşüme bedeninizden başlayın
Daha mutlu ve kaliteli bir yaşam
hedefliyorsanız, öncelikle bedeninizle ilgili ters giden şeyleri ya da kötü
alışkanlıkları ortadan kaldırmanız gerektiğini bilmelisiniz. Bedensel dönüşüm
sürecinize başlarken öncelikle işlenmiş gıdaları hayatınızdan çıkarmaya
odaklanın. Eğer daha önce işlenmiş gıda tüketiyorsanız, bu düzene geçmek sizi
ilk aşamada hem bedensel hem de de zihinsel olarak epey zorlayacaktır. Fakat bu
zorlu alışma evresinin ardından, günler geçtikçe bu gibi kötü alışkanlıklardan
kurtulabildiğinizi görmek kendinizi daha güçlü hissetmenizi sağlar. Ayrıca
doğal ve yeterli miktarlarda beslenmek hem vücudunuzun daha sağlıklı olmasını
sağlar hem de zaaflarınızdan arınmanıza yardımcı olabilir.
Bedeninizi dönüştürürken spor yapmak ve aktif bir hayatı benimsemek de çok önemlidir. Çünkü spor yapmak kişiye serotonin ve dopamin gibi hormonlar salgılatır. Bu hormonlar da kişinin şiddet, öfke ve melankoli gibi istenmeyen duygulardan uzaklaşmasına yardımcı olur. Ayrıca spor yapmak zaman içinde, kişinin bedensel limitlerini zorlamasına ve hayatın her alanında motivasyonun artmasına yardımcı olur.
Bedeninizi dönüştürürken spor yapmak ve aktif bir hayatı benimsemek de çok önemlidir. Çünkü spor yapmak kişiye serotonin ve dopamin gibi hormonlar salgılatır. Bu hormonlar da kişinin şiddet, öfke ve melankoli gibi istenmeyen duygulardan uzaklaşmasına yardımcı olur. Ayrıca spor yapmak zaman içinde, kişinin bedensel limitlerini zorlamasına ve hayatın her alanında motivasyonun artmasına yardımcı olur.
Beslenme tarzınız sandığınızdan çok daha fazla şekilde
motivasyon gücünüzü belirlemektedir. Yediğiniz yemekler, bunları ne sıklıkta
tükettiğiniz ruhsal durumunuzu ve fiziksel gücünüzü büyük ölçüde
etkilemektedir. Özellikle yetersiz ve düzensiz beslenme ile vücut için gerekli
vitamin ve besinlerin düzenli şekilde alınmaması çalışma etkinliğinizin yanında
sağlığınızı da bozguna uğratabilir. Örneğin en basit şekilde B1 ve B12
vitaminlerinin eksikliği konsantrasyon bozukluğuna ve hafızanın zayıflamasına
yol açarken, potasyumun eksikliği sinirlilik haline ve zihin karışıklığına
neden olmaktadır.
2.“An”da kalmayı öğrenin
İnsanın daha erdemli, daha sakin ve huzurlu bir
yaşam sürmesi için başarması gereken ilk şey “anda kalmayı” öğrenmektir. Bunu
başarmak için hemen kişisel gelişim kitaplarına sarılmanıza gerek yok. Birkaç
basit adımı izleyerek, kafanızın içinde dönüp duran ve sizi daha kaotik bir
birey haline getiren düşüncelerden kurtulabilirsiniz.
·
Nefesinize odaklanın:
Nefes almak
pek çoğumuza her saniye yaptığımız “olağan” bir şey gibi gelse de, bu fazla
alıştığımız eylem aslında tam anlamıyla yaşamın kaynağıdır. Yani fiziksel ve
duygusal olarak nasıl hissettiğimiz üzerinde nefes almanın etkisi çok büyüktür.
Duygusal ve fiziksel kirliliğin %80’i nefes sayesinde yok edilebilmesine
rağmen, birçok insan akciğer kapasitesinin sadece %35’ini kullanabildiği için
nefes almanın gerçek gücünü göremez.
Doğru ve En İyi Nefes
Alma :
Doğru nefes alma teknikleri ,
büyük oranda vücudunuza ve vücudunuzun işlevlerine farklı şekillerde etki
ediyor. Bunu biliyor muydunuz? Evet, bilmeden veya farkında olmadan uykunuzu,
ruh halinizi, sindiriminizi, kalbinizi, sinir sisteminizi, kaslarınızı,
beyninizi, hatta dişlerinizin ve yüz yapınızın gelişimini etkiliyor, hatta
mahvediyor olabilirsiniz.
Madalyonun diğer tarafında da,
doğru nefes almayı öğrenmenin bize sağladığı sayısız faydalar var. Bunlar
arasında en dikkat çekenler daha fazla enerji, daha iyi sağlık, daha az endişe,
daha az korku, daha iyi ilişkiler ve genel olarak daha mutlu bir yaşam yer
alıyor. Kulağa ne kadar hoş geliyor, değil mi? Sağlığınızı, sıhhatinizi ve
performansınızı en uygun şekilde kullanmak için doğru nefes almanın ne olduğuna
ve doğru nefes alma yöntemlerini nasıl kullanabileceğinize ufak bir göz atalım.
Doğru solunum, vücudunuz için
fizyolojik olarak en uygun şekilde nefes almanız anlamına gelir. Zaten tasarım
olarak doğru nefes almaya en uygun şekilde yaratılmışsınız; sadece doğru
nefesin nasıl alınması gerektiği hakkında herhangi bir bilginiz yok. Veya doğru
nefes almanın nasıl yapılacağı size henüz öğretilmedi.Çoğu insan gibi sıradan
özelliklere sahip birisiyseniz, nefes alışkanlığınızda muhtemelen aşırı nefes
alma, göğüs nefesi alma ve nefesini tutma gibi bazı sorunlarınız vardır.
Aslında bu gibi solunum alışkanlıkları uzun vadede oksijen ve enerji kıtlığına
neden olur. Bu durum da, vücut için aşırı stres anlamına gelir.Bu sorunların
çözümü, nefes alma şeklinizin tam olarak farkında olmak ve nefes aldığınız bu
şekli daha sonra bilinçli olarak yeniden şekillendirmektir. Dilerseniz doğru
şekilde nefes almanın neden bu kadar önemli olduğuna daha yakından bakalım.
Yanlış Nefes Almanın Sonuçları
Yanlış veya yetersiz
nefes alma alışkanlıkları, vücudunuzda beklenmeyen olumsuz etkilere yol
açabilir. Bu menfaate aykırı sonuçların en önemlilerinden bazıları şunlardır:
Sinir sistemi dengesizleşir – Solunum, sinir sistemi üzerinde doğrudan bir etkiye sahiptir ve kişinin dengeli bir vücuda sahip olmasında hayati bir rol oynar. İşlevsiz bir nefes alma şekli, örneğin kısa ve zorlanmış bir nefes alma, vücudunuzdaki stres seviyesinin inanılmaz derecede artmasına ve gergin bir vücuda sahip olmanıza sebep olabilir.
Sinir sistemi dengesizleşir – Solunum, sinir sistemi üzerinde doğrudan bir etkiye sahiptir ve kişinin dengeli bir vücuda sahip olmasında hayati bir rol oynar. İşlevsiz bir nefes alma şekli, örneğin kısa ve zorlanmış bir nefes alma, vücudunuzdaki stres seviyesinin inanılmaz derecede artmasına ve gergin bir vücuda sahip olmanıza sebep olabilir.
Hava yolları daha çok sertleşir – Yanlış şekilde
nefes alma, ağızdan içeri aldığınız havanın akciğerlere kolayca geçmesini
zorlaştırır. Sonuç olarak, vücudunuz için gerekli olan kaliteli havayı tedarik
edebilmesi için daha çok çalışması gerekir. Bu da, sizin daha hızlı nefes
almanıza sebep olacaktır.
Kan damarları daralır – Damarların
daralması yüksek tansiyona yol açabilir ve kalbi daha fazla çalışmaya
zorlayabilir.
Daha az enerji üretilir – Yanlış şekilde
nefes alma, vücudunuzun hücrelere oksijen taşıma yeteneğini azaltır. Bu durumda
hücreler gerilir ve gelişip büyümek yerine hayatta kalmaya öncelik vermek
zorunda kalırlar. Vücuttaki meydana gelen her işlem oksijene bağlıdır. Yani
oksijen olmadan vücuttaki bütün işler aksar ve kişinin sağlığı bozulmaya
başlar. En yoğun iş yapan organlarımızdan bazıları şunlardır:
Beyin – Tükettiğimiz
oksijenin % 20’sini kullanır. Oksijen kıtlığı olduğunda beyin daha yavaş
çalışacaktır. Beyin vücuttaki diğer birçok işlevi düzenlediği için doğal olarak
bu negatif durumdan diğer organlar da etkilenir.
Kalp – Kalbiniz sürekli aktiftir ve tek
bir günde kabaca bir hesapla 100.000 kez atış yapar. Kalp, aynı zamanda büyük
bir oksijen tüketicisidir. Ancak arzdaki yetersizlik, kalbin kanı gerektiği
gibi etkili bir şekilde dışarı pompala yamayacağı anlamına gelir. Bu durum,
vücuttaki kan dolaşımın kötü etkilediği için ellerin ve ayakların sürekli soğuk
olmasına sebep olur.
Kaslar – Oksijen
yetersizliği kasları sert, gergin ve bitkin hâle getirir. Bu da doğal
olarak atletik performans üzerinde olumsuz bir etkiye sahiptir.
Şimdi, yetersiz solunum yapmanın çarpık dişler ve cranio-facial (Kafa ve yüz kemiklerinde şekil bozukluğu) anormallikler de dahil olmak üzere vücudumuzu derinden etkilediğine dair çok fazla ispat var. Ancak bu yazımda daha derinlere inmeyeceğim. Buraya kadar anlatmak istediğim konunun tek cümlelik özeti şudur: “Doğru nefes bizim için hayati bir öneme sahiptir.”
Şimdi, yetersiz solunum yapmanın çarpık dişler ve cranio-facial (Kafa ve yüz kemiklerinde şekil bozukluğu) anormallikler de dahil olmak üzere vücudumuzu derinden etkilediğine dair çok fazla ispat var. Ancak bu yazımda daha derinlere inmeyeceğim. Buraya kadar anlatmak istediğim konunun tek cümlelik özeti şudur: “Doğru nefes bizim için hayati bir öneme sahiptir.”
Doğru Nefes Almanın 5 Basit Tekniği
1. Burnunuz ile nefes alın
Başta ifade etmek gerekirse
aldığınız her nefes burnunuzdan girip çıkmalı. Burnunuzu, vücudunuz tarafından kullanılacak
havayı mümkün olduğunca verimli bir şekilde rafine eden ve hazırlayan küçük bir
fabrika olarak düşünebilirsiniz. Ağzınızdan nefes aldığınızda, ciğerleriniz
çiğ, soğuk, kuru, virüsler ve bakterilerle dolu ve yeterince “filtrelenmemiş”
bir hava alır. Bu yüzden ciğerlerini biraz olsun düşünüyorsan onlara iyi davran
ve burnundan nefes al, ne dersin?Burun deliklerinizin ve genzinize doğru giden
geçitlerin nefes almak için fazla dar veya sıkı olduğunu düşünüyorsanız, bunun
mantıklı tek nedeni olabilir. Ağzınız ile o kadar uzun zamandır nefes alıp
veriyorsunuz ki artık burnunuz bu duruma uyum sağlamış ve daha kapalı bir şekle
bürünmüş. Burun deliklerinizi tekrar açmak için muhtemelen birkaç günden fazla
sürecek olan burun solunumu yapmanız yeterli olacaktır.
2. Diyaframınız ile Nefes Alın
Burnunuzdan aldığınız nefes
karnınızın son bölümüne kadar inmelidir. Nefes alma işleminin % 70–80’i
diyaframdan yapılmalı ki bu şekilde aldığınız nefes güzel ve derin olsun. Bu
kaliteli solunumun doğal olarak birkaç avantajı var:
·
Akciğerlerinizin gaz alışverişinde yardımcı olur, çünkü
akciğerlerin alt kısımlarında çok daha etkilidir.
·
Diyafram karaciğerinize, midenize ve bağırsaklarınıza “masaj
yapar”. Bu da, organlara ritmik bir denge kazandırır.
·
Bağışıklık sisteminiz için önemli olan lenfatik sistem, atık
ürünlerin bağırsaklardan kurtulması için gereken yardımı alır.
·
Göğüs ve karın bölgesindeki baskı azaldığı için kalbiniz çok
çalışmak zorunda kalmaz.
·
Göğüs ile birlikte boyun ve omuzlar da gevşer. Sonuç olarak, bu
bölgelerde baskıya bağlı ağrı oluşma olasılığı azalır.
3. Sakin Nefes Alın
Yapmak istediğiniz şey her ne
olursa olsun hiçbir önemi yok. Eğer rahatsanız ve vücudunuz da son derece
gevşek ise çok daha iyisini yaparsınız. Nefes alıp verme düşüncelerinizi ve
hislerinizi yansıttığı için, sizi gergin hissettiren durumlar da sizde stresli
ve gergin bir nefes düzenine yol açar. Bu şekilde nefes alıp verme, vücudunuzda
oksijen eksikliğine sebep olur. Bu durum vücudunuzun ve beyninizin daha da
stresli bir hale gelmesine sebep olur.
Eğer nefes alış verişinizi
kontrol altına alıp onu daha rahat hale getirmeyi başarabilirseniz, vücudunuz
frekansını bulur ve rahatlar. Bu ruh hali de, tüm vücudunuzun genel olarak daha
iyi çalışmasını sağlar. Vücudunuz rahatladığı zaman, sağlığınız da iyi olur,
enerjiniz de yüksek olur. Bu şekilde mutlu olmak, kendinizi ve başkalarını
sevmek çok daha kolay hale gelir.
4. Rahat Nefes Alın
Ne yapmak istediğinizin hiçbir
önemi yok, eğer rahat nefes alıp verirseniz yapmak istediğiniz şeyin çok daha iyisini
yapabilirsiniz. Nefes alıp verişiniz düşüncelerinizi ve hislerinizi çok
yansıttığı için, sizi gergin hissettiren durumlar da stresli ve gergin solunum
düzeni oluşturmanıza yol açacaktır. Bu şekilde bir solunum alışkanlığı
edinmeniz oksijen eksikliğine sebep olduğu için vücudunuzu ve beyninizi daha da
stresli hale sokabilirsiniz. Nefesinizi kontrol altına alıp onu daha rahat hale
getirerek vücudunuzun ihtiyacı olan frekansı yakalamış olacak ve zamanla
rahatlayacaksınız. Bu durum da genel olarak vücudunuzun ve organlarınızın daha
iyi çalışmasını sağlayacaktır. Vücudunuz rahatladığı zaman sağlığınız da iyi
olur, enerjiniz de yüksek olur. Bu şekilde mutlu olmak sizin için daha kolay
olduğu için kendinizi ve başkalarını sevmeye başlarsınız.
5. Ritmik Nefes Alın
Her şeyin doğal bir ritmi
vardır – okyanus dalgalarının, mevsimlerin, ayın, güneşin… Vücudunuz da bu
saydıklarımdan farklı değildir. Kalbinizin ritmi EKG’de (elektrokardiyografi)
ve beyninizin ritmi ise EEG’de (elektroansefalografi) ölçülür.
Vücuttaki hormonlar da bizim doğal ritmimizi takip eder. Buna bir örnek verecek olursak, uyuyacağınız zaman salınan melatonin hormonudur. En uygun nefes alıp verirsek vücudumuzun işlevlerini en iyi şekilde yapmasına yardımcı olabiliriz. Her şey yolunda olursa vücudunuz da bizim için en iyi işlevi görür.
Vücuttaki hormonlar da bizim doğal ritmimizi takip eder. Buna bir örnek verecek olursak, uyuyacağınız zaman salınan melatonin hormonudur. En uygun nefes alıp verirsek vücudumuzun işlevlerini en iyi şekilde yapmasına yardımcı olabiliriz. Her şey yolunda olursa vücudunuz da bizim için en iyi işlevi görür.
6. Sessizce Nefes Alın
Öksürmek, horlamak, burnunu
çekmek veya buna benzer sergilenen sesler yetersiz nefes almanın kılık
değiştirmiş halini yansıtır. Yaptığımız tüm bu sesleri görmezden gelmek
nispeten kolaydır. Ancak tüm bu seslerin hepsine bir anda maruz kalmak
dengemizi bozabilir. İşte bu seslerin çoğunu içeren bir nefes alma şekli vücuda
çok büyük bir yük getirir. Bu sayede nefes alıp verme ritmini kaybeder ve 4
numaralı ilkeyi de bozmuş oluruz.İç çekmeden veya öksürmeden önce, genellikle
düzensiz nefes almaya sebep olan büyük bir nefes alırız. Horlama, kaybettiğimiz
nefesi daha hızlı nefes alıp vermek suretiyle telafi ediyor olduğumuz anlamına
gelir. Konuşurken de çoğumuz daha hızlı ve yüksek sesle nefes alırız. Bütün bu
ahenksiz seslerin ve konuşmaların hepsi yanlış nefes alıp vermeyi beraberinde
getirir.
Nefes Alıp Verme
Alışkanlıklarınızı Analiz Edin
Bir şeyi değiştirmek için önce
neyin değiştirilmesi gerektiğinin farkında olmanız gerekir. Bu nedenle, bu
farklı durumlarda nasıl nefes aldığınıza dikkat edin. Gün boyunca farklı
zamanlarda nefesiniz nasıl? Zihinsel durumunuz değiştikçe nefes alış verişiniz
nasıl değişiyor? Odaklandığınızda nasıl nefes alırsınız? Kızgın iken? Stresli
iken? Araba sürerken? Televizyon izlerken? Nefes alıp verme şeklinizin ne zaman
ve neden yetersiz olduğunu anlamaya çalışın.
Soluk Alış Verişinizi Ayarlayın
·
Son olarak, soluk alıp verme alışkanlıklarınızı şu şekilde
ayarlamayı deneyin:
·
Burnunuz ile nefes al. Ağzınızı kapatın ve dilinizi damağınıza
yapıştırın.
·
İçeri aldığınız nefesinizi genişletmeye çalışın. 2-3 saniye
nefes verin, 3-4 saniye nefes verin, 2-3 saniye bekleyin ve ardından bu süreci
tekrarlayın.
·
Kendinizle gurur duyun ve kasılın! Bu şekilde vücudunuzun
duruşunun dik olduğundan emin olursunuz.
·
Rahatlayın. Bulunduğunuz anda devam eden gerilim ve streslerin
farkında olun ve onlardan kurulmaya çalışın.
Şu an nefesinizi ayarlamak için
kendinize bir dakika verin. Daha sonra nasıl yapacağınızı hatırlamak sizin için
çok daha kolay olacaktır. Bu dört anahtar kelimeyi ezberlemek size büyük fayda
sağlayabilir:
Burun → Nefes al → Gururlan →
Rahatla.
·
Meditasyon
yapın:
Meditasyon deyince aklınıza hemen, muhteşem bir doğanın için
yalnız bir şekilde bağdaş kurularak meditasyon yapan kişi imgesi gelmesin.
Çünkü meditasyon, hayatınızın her alanında ve her koşulda uygulanabilecek bir
kişisel gelişim unsurudur. Başlangıçta sakinleştirici bir müzik eşliğinde
oturup gözlerinizi kapadıktan sonra, sadece nefesinizi dinlemek bile yeterli
olacaktır.
Sağlığınızı ve iç huzurunuzu hızlıca iyileştirecek meditasyon teknikleri:
Düzenli olarak
meditsyon yapmak zihinsel yorgunluğu azaltmak, nöronlar arasındaki
bağlantıyı güçlendirmek, depresyon ve anksiyete belirtilerini azaltmak, daha
berrak bir zihne kavuşturmak ve daha iyi bir ruh hali sağlayan endorfin
salgısını artırmak gibi birçok olumlu etki sağlıyor. Ancak sadece bunlarla
sınırlı değil. Meditasyon, beyinsel faaliyetlerin de ötesine
geçerek fiziksel işlevleri ve yaşamsal unsurları geliştirip, kronik hastalık
risklerini azaltıyor, yaşam kalitesini artırıyor.
1. Zen metodu
1. Zen metodu
Zen metodu bir yere oturup tüm dikkatin tek bir nesneye
odaklanmasına dayanıyor. Bunun için birçok oturma şekli ve nefes tekniği
kullanılıyor. Zen metodunda amaç, sizi
egodan ve tüm olumsuz uyarıcılardan uzaklaştırmak.
2. Farkındalık metodu
‘Mindfulness‘ diye de anılan bu metot, mevcut
duruma dikkat kesilmeyi, tam anlamıyla şimdiki zamana odaklanmayı,
endişelerden kurtulmayı ve odaklanmamış bir zihni rahatsız eden her şeyden
uzaklaşmayı ifade ediyor.
3. Çigong metodu
Bu metot genellikle ayakta durarak, düzenli nefes egzersizleri ve
temel fiziksel egzersizlerle birlikte uygulanıyor. Çigong
metodunun da asıl hedefi zihni sakinleştirmek.
4. Mantra metodu
Mantra metodu bir sesin, bir cümlenin veya kişisel anlamda olumlu
çağrışımları olan bir kelime dizisinin sesli olarak tekrarlanmasına dayanıyor.
Mantra metodu uygulanırken bazen tespihlerden de faydalanmak mümkün
olabiliyor.Dilerseniz bu metodları arastırıp sıze en uygun olanını uygulaya
bılırsınız.
·
Kendinizi
sürekli telkin edin:
Anı yaşamanın sırlarından
biri de, sizi öfkelendiren ya da üzen gelişmeleri genele yaymadan kafanızda
bitirmektir. Bunu başarabilmek için evrenin sonsuz döngüsünü, iyiyle kötünün
ayrılmaz bütünlüğünü kendinize durmadan hatırlatın. Olaylara ve olumsuzluklara
verdiğiniz tepkilerin hissedilir derecede değiştiğini göreceksiniz.
·
Erteleme
huyundan vazgeçin
Erteleme
hastalığı, günümüzde pek çok insanın muzdarip olduğu bir sıkıntı. Siz de böyle
bir problemle yüz yüzeyseniz bundan vazgeçmek için kendinizi eğitmelisiniz.
Çünkü işleri, planları ve hayalleri bekletmek anın getireceği güzelliklerden ve
hayatın doğal akışından mahrum kalmanıza neden olacaktır.
Şimdi değilse ne
zaman, burada değilse nerede?
Yaşam, tek tek ‘an’ların toplamından oluşur ve kocaman bir
“şimdi”nin içinde yol alır gideriz. Yapmak istediğimiz şeyler için en uygun
zaman “şimdi” ve en uygun yer “burası”dır. Sonrasında onu gerçekleştirmek için
bir fırsat olmayabilir, çünkü sonrası bizim kontrolümüzün dışındaki bir an’dır.
Yaşam öyle bir şeydir ki, yaptığımız şeylerin pişmanlığı zaman geçtikçe
unutulabilir, ancak yapmadığımız şeylerin acısı asla aklımızdan çıkmaz ve
bizimle yaşamaya devam eder. En azından denemiştim demek bile, bir deneyim
olarak bizlere büyük katkı sağlar. O halde neden şimdi ve burada bir fırsat yaratarak bunu
değerlendirmeyelim, neden daha sonrasına erteleyelim?
·
Bol bol
okuyun
“Kişisel gelişime nereden başlamalı?” sorusunun cevabını her zaman
kişisel gelişim kitaplarında bulamayabilirsiniz. Bu yüzden kişisel
gelişim yolculuğunuz boyunca daha önce yapmadığınız kadar okuyun ve okuduğunuz
her bir satırı içselleştirmeye gayret edin. Kişisel gelişim kitapları,
çeşitli spiritüel öğretiler ve teolojik yayınların yanı sıra; roman, öykü ve
şiir gibi edebi yapıtları okumak da içinizde sakladığınız gizli hazinelerin
ortaya çıkmasını kolaylaştıracaktır.
TOPLAYIP DERLEYEN MR.ERNEZ...
Yorumlar
Yorum Gönder