Kişisel gelişime nereden başlamalı?


Kişisel gelişime nereden başlamalı?

·         Pek çoğumuz hayatımızın doğumumuzla birlikte başladığı düşünüyor ve hayatı, bu dünyaya veda edeceğimiz güne kadar sürecek zorlu bir yarış olarak algılıyoruz. İşte son yıllarda hemen her yerde karşımıza çıkan “kişisel gelişim” kavramı tam da bu noktada devreye girerek hayatın, bittiği ana kadar yeni deneyimler sunan büyüleyici bir yolculuk olduğunu öğretiyor. Kişisel gelişim yolculuğuna başlamak, kişinin ruh ve beden uyumunu güçlendirmesinin yanı sıra sağladığı zihinsel özgürleşme ile daha mutlu bir birey olmasını sağlıyor. Siz de kişisel gelişime meraklıysanız fakat nereden başlayacağınız konusunda tereddütleriniz varsa, sizlere önereceğim adımları izlemeniz yeterli olacaktır. “

1.Dönüşüme bedeninizden başlayın

Daha mutlu ve kaliteli bir yaşam hedefliyorsanız, öncelikle bedeninizle ilgili ters giden şeyleri ya da kötü alışkanlıkları ortadan kaldırmanız gerektiğini bilmelisiniz. Bedensel dönüşüm sürecinize başlarken öncelikle işlenmiş gıdaları hayatınızdan çıkarmaya odaklanın. Eğer daha önce işlenmiş gıda tüketiyorsanız, bu düzene geçmek sizi ilk aşamada hem bedensel hem de de zihinsel olarak epey zorlayacaktır. Fakat bu zorlu alışma evresinin ardından, günler geçtikçe bu gibi kötü alışkanlıklardan kurtulabildiğinizi görmek kendinizi daha güçlü hissetmenizi sağlar. Ayrıca doğal ve yeterli miktarlarda beslenmek hem vücudunuzun daha sağlıklı olmasını sağlar hem de zaaflarınızdan arınmanıza yardımcı olabilir.
Bedeninizi dönüştürürken spor yapmak ve aktif bir hayatı benimsemek de çok önemlidir. Çünkü spor yapmak kişiye serotonin ve dopamin gibi hormonlar salgılatır. Bu hormonlar da kişinin şiddet, öfke ve melankoli gibi istenmeyen duygulardan uzaklaşmasına yardımcı olur. Ayrıca spor yapmak zaman içinde, kişinin bedensel limitlerini zorlamasına ve hayatın her alanında motivasyonun artmasına yardımcı olur.
 Beslenme tarzınız sandığınızdan çok daha fazla şekilde motivasyon gücünüzü belirlemektedir. Yediğiniz yemekler, bunları ne sıklıkta tükettiğiniz ruhsal durumunuzu ve fiziksel gücünüzü büyük ölçüde etkilemektedir. Özellikle yetersiz ve düzensiz beslenme ile vücut için gerekli vitamin ve besinlerin düzenli şekilde alınmaması çalışma etkinliğinizin yanında sağlığınızı da bozguna uğratabilir. Örneğin en basit şekilde B1 ve B12 vitaminlerinin eksikliği konsantrasyon bozukluğuna ve hafızanın zayıflamasına yol açarken, potasyumun eksikliği sinirlilik haline ve zihin karışıklığına neden olmaktadır.

2.“An”da kalmayı öğrenin

İnsanın daha erdemli, daha sakin ve huzurlu bir yaşam sürmesi için başarması gereken ilk şey “anda kalmayı” öğrenmektir. Bunu başarmak için hemen kişisel gelişim kitaplarına sarılmanıza gerek yok. Birkaç basit adımı izleyerek, kafanızın içinde dönüp duran ve sizi daha kaotik bir birey haline getiren düşüncelerden kurtulabilirsiniz.

·         Nefesinize odaklanın:
Nefes almak pek çoğumuza her saniye yaptığımız “olağan” bir şey gibi gelse de, bu fazla alıştığımız eylem aslında tam anlamıyla yaşamın kaynağıdır. Yani fiziksel ve duygusal olarak nasıl hissettiğimiz üzerinde nefes almanın etkisi çok büyüktür. Duygusal ve fiziksel kirliliğin %80’i nefes sayesinde yok edilebilmesine rağmen, birçok insan akciğer kapasitesinin sadece %35’ini kullanabildiği için nefes almanın gerçek gücünü göremez.

Doğru ve En İyi Nefes Alma :

Doğru nefes alma teknikleri , büyük oranda vücudunuza ve vücudunuzun işlevlerine farklı şekillerde etki ediyor. Bunu biliyor muydunuz? Evet, bilmeden veya farkında olmadan uykunuzu, ruh halinizi, sindiriminizi, kalbinizi, sinir sisteminizi, kaslarınızı, beyninizi, hatta dişlerinizin ve yüz yapınızın gelişimini etkiliyor, hatta mahvediyor olabilirsiniz.
Madalyonun diğer tarafında da, doğru nefes almayı öğrenmenin bize sağladığı sayısız faydalar var. Bunlar arasında en dikkat çekenler daha fazla enerji, daha iyi sağlık, daha az endişe, daha az korku, daha iyi ilişkiler ve genel olarak daha mutlu bir yaşam yer alıyor. Kulağa ne kadar hoş geliyor, değil mi? Sağlığınızı, sıhhatinizi ve performansınızı en uygun şekilde kullanmak için doğru nefes almanın ne olduğuna ve doğru nefes alma yöntemlerini nasıl kullanabileceğinize ufak bir göz atalım.
Doğru solunum, vücudunuz için fizyolojik olarak en uygun şekilde nefes almanız anlamına gelir. Zaten tasarım olarak doğru nefes almaya en uygun şekilde yaratılmışsınız; sadece doğru nefesin nasıl alınması gerektiği hakkında herhangi bir bilginiz yok. Veya doğru nefes almanın nasıl yapılacağı size henüz öğretilmedi.Çoğu insan gibi sıradan özelliklere sahip birisiyseniz, nefes alışkanlığınızda muhtemelen aşırı nefes alma, göğüs nefesi alma ve nefesini tutma gibi bazı sorunlarınız vardır. Aslında bu gibi solunum alışkanlıkları uzun vadede oksijen ve enerji kıtlığına neden olur. Bu durum da, vücut için aşırı stres anlamına gelir.Bu sorunların çözümü, nefes alma şeklinizin tam olarak farkında olmak ve nefes aldığınız bu şekli daha sonra bilinçli olarak yeniden şekillendirmektir. Dilerseniz doğru şekilde nefes almanın neden bu kadar önemli olduğuna daha yakından bakalım.

Yanlış Nefes Almanın Sonuçları

Yanlış veya yetersiz nefes alma alışkanlıkları, vücudunuzda beklenmeyen olumsuz etkilere yol açabilir. Bu menfaate aykırı sonuçların en önemlilerinden bazıları şunlardır:
Sinir sistemi dengesizleşir – Solunum, sinir sistemi üzerinde doğrudan bir etkiye sahiptir ve kişinin dengeli bir vücuda sahip olmasında hayati bir rol oynar. İşlevsiz bir nefes alma şekli, örneğin kısa ve zorlanmış bir nefes alma, vücudunuzdaki stres seviyesinin inanılmaz derecede artmasına ve gergin bir vücuda sahip olmanıza sebep olabilir.
Hava yolları daha çok sertleşir – Yanlış şekilde nefes alma, ağızdan içeri aldığınız havanın akciğerlere kolayca geçmesini zorlaştırır. Sonuç olarak, vücudunuz için gerekli olan kaliteli havayı tedarik edebilmesi için daha çok çalışması gerekir. Bu da, sizin daha hızlı nefes almanıza sebep olacaktır.
Kan damarları daralır – Damarların daralması yüksek tansiyona yol açabilir ve kalbi daha fazla çalışmaya zorlayabilir.
Daha az enerji üretilir – Yanlış şekilde nefes alma, vücudunuzun hücrelere oksijen taşıma yeteneğini azaltır. Bu durumda hücreler gerilir ve gelişip büyümek yerine hayatta kalmaya öncelik vermek zorunda kalırlar. Vücuttaki meydana gelen her işlem oksijene bağlıdır. Yani oksijen olmadan vücuttaki bütün işler aksar ve kişinin sağlığı bozulmaya başlar. En yoğun iş yapan organlarımızdan bazıları şunlardır:
Beyin – Tükettiğimiz oksijenin % 20’sini kullanır. Oksijen kıtlığı olduğunda beyin daha yavaş çalışacaktır. Beyin vücuttaki diğer birçok işlevi düzenlediği için doğal olarak bu negatif durumdan diğer organlar da etkilenir.
Kalp – Kalbiniz sürekli aktiftir ve tek bir günde kabaca bir hesapla 100.000 kez atış yapar. Kalp, aynı zamanda büyük bir oksijen tüketicisidir. Ancak arzdaki yetersizlik, kalbin kanı gerektiği gibi etkili bir şekilde dışarı pompala yamayacağı anlamına gelir. Bu durum, vücuttaki kan dolaşımın kötü etkilediği için ellerin ve ayakların sürekli soğuk olmasına sebep olur.
Kaslar – Oksijen yetersizliği kasları sert, gergin ve bitkin hâle getirir. Bu da doğal olarak atletik performans üzerinde olumsuz bir etkiye sahiptir.
Şimdi, yetersiz solunum yapmanın çarpık dişler ve cranio-facial (Kafa ve yüz kemiklerinde şekil bozukluğu) anormallikler de dahil olmak üzere vücudumuzu derinden etkilediğine dair çok fazla ispat var. Ancak bu yazımda daha derinlere inmeyeceğim. Buraya kadar anlatmak istediğim konunun tek cümlelik özeti şudur: “Doğru nefes bizim için hayati bir öneme sahiptir.”
Doğru Nefes Almanın 5 Basit Tekniği
1. Burnunuz ile nefes alın
Başta ifade etmek gerekirse aldığınız her nefes burnunuzdan girip çıkmalı. Burnunuzu, vücudunuz tarafından kullanılacak havayı mümkün olduğunca verimli bir şekilde rafine eden ve hazırlayan küçük bir fabrika olarak düşünebilirsiniz. Ağzınızdan nefes aldığınızda, ciğerleriniz çiğ, soğuk, kuru, virüsler ve bakterilerle dolu ve yeterince “filtrelenmemiş” bir hava alır. Bu yüzden ciğerlerini biraz olsun düşünüyorsan onlara iyi davran ve burnundan nefes al, ne dersin?Burun deliklerinizin ve genzinize doğru giden geçitlerin nefes almak için fazla dar veya sıkı olduğunu düşünüyorsanız, bunun mantıklı tek nedeni olabilir. Ağzınız ile o kadar uzun zamandır nefes alıp veriyorsunuz ki artık burnunuz bu duruma uyum sağlamış ve daha kapalı bir şekle bürünmüş. Burun deliklerinizi tekrar açmak için muhtemelen birkaç günden fazla sürecek olan burun solunumu yapmanız yeterli olacaktır.

2. Diyaframınız ile Nefes Alın

Burnunuzdan aldığınız nefes karnınızın son bölümüne kadar inmelidir. Nefes alma işleminin % 70–80’i diyaframdan yapılmalı ki bu şekilde aldığınız nefes güzel ve derin olsun. Bu kaliteli solunumun doğal olarak birkaç avantajı var:
·         Akciğerlerinizin gaz alışverişinde yardımcı olur, çünkü akciğerlerin alt kısımlarında çok daha etkilidir.
·         Diyafram karaciğerinize, midenize ve bağırsaklarınıza “masaj yapar”. Bu da, organlara ritmik bir denge kazandırır.
·         Bağışıklık sisteminiz için önemli olan lenfatik sistem, atık ürünlerin bağırsaklardan kurtulması için gereken yardımı alır.
·         Göğüs ve karın bölgesindeki baskı azaldığı için kalbiniz çok çalışmak zorunda kalmaz.
·         Göğüs ile birlikte boyun ve omuzlar da gevşer. Sonuç olarak, bu bölgelerde baskıya bağlı ağrı oluşma olasılığı azalır.

3. Sakin Nefes Alın

Yapmak istediğiniz şey her ne olursa olsun hiçbir önemi yok. Eğer rahatsanız ve vücudunuz da son derece gevşek ise çok daha iyisini yaparsınız. Nefes alıp verme düşüncelerinizi ve hislerinizi yansıttığı için, sizi gergin hissettiren durumlar da sizde stresli ve gergin bir nefes düzenine yol açar. Bu şekilde nefes alıp verme, vücudunuzda oksijen eksikliğine sebep olur. Bu durum vücudunuzun ve beyninizin daha da stresli bir hale gelmesine sebep olur.
Eğer nefes alış verişinizi kontrol altına alıp onu daha rahat hale getirmeyi başarabilirseniz, vücudunuz frekansını bulur ve rahatlar. Bu ruh hali de, tüm vücudunuzun genel olarak daha iyi çalışmasını sağlar. Vücudunuz rahatladığı zaman, sağlığınız da iyi olur, enerjiniz de yüksek olur. Bu şekilde mutlu olmak, kendinizi ve başkalarını sevmek çok daha kolay hale gelir.

4. Rahat Nefes Alın

Ne yapmak istediğinizin hiçbir önemi yok, eğer rahat nefes alıp verirseniz yapmak istediğiniz şeyin çok daha iyisini yapabilirsiniz. Nefes alıp verişiniz düşüncelerinizi ve hislerinizi çok yansıttığı için, sizi gergin hissettiren durumlar da stresli ve gergin solunum düzeni oluşturmanıza yol açacaktır. Bu şekilde bir solunum alışkanlığı edinmeniz oksijen eksikliğine sebep olduğu için vücudunuzu ve beyninizi daha da stresli hale sokabilirsiniz. Nefesinizi kontrol altına alıp onu daha rahat hale getirerek vücudunuzun ihtiyacı olan frekansı yakalamış olacak ve zamanla rahatlayacaksınız. Bu durum da genel olarak vücudunuzun ve organlarınızın daha iyi çalışmasını sağlayacaktır. Vücudunuz rahatladığı zaman sağlığınız da iyi olur, enerjiniz de yüksek olur. Bu şekilde mutlu olmak sizin için daha kolay olduğu için kendinizi ve başkalarını sevmeye başlarsınız.

5. Ritmik Nefes Alın

Her şeyin doğal bir ritmi vardır – okyanus dalgalarının, mevsimlerin, ayın, güneşin… Vücudunuz da bu saydıklarımdan farklı değildir. Kalbinizin ritmi EKG’de (elektrokardiyografi) ve beyninizin ritmi ise EEG’de (elektroansefalografi) ölçülür.
Vücuttaki hormonlar da bizim doğal ritmimizi takip eder. Buna bir örnek verecek olursak, uyuyacağınız zaman salınan melatonin hormonudur. En uygun nefes alıp verirsek vücudumuzun işlevlerini en iyi şekilde yapmasına yardımcı olabiliriz. Her şey yolunda olursa vücudunuz da bizim için en iyi işlevi görür.

6. Sessizce Nefes Alın

Öksürmek, horlamak, burnunu çekmek veya buna benzer sergilenen sesler yetersiz nefes almanın kılık değiştirmiş halini yansıtır. Yaptığımız tüm bu sesleri görmezden gelmek nispeten kolaydır. Ancak tüm bu seslerin hepsine bir anda maruz kalmak dengemizi bozabilir. İşte bu seslerin çoğunu içeren bir nefes alma şekli vücuda çok büyük bir yük getirir. Bu sayede nefes alıp verme ritmini kaybeder ve 4 numaralı ilkeyi de bozmuş oluruz.İç çekmeden veya öksürmeden önce, genellikle düzensiz nefes almaya sebep olan büyük bir nefes alırız. Horlama, kaybettiğimiz nefesi daha hızlı nefes alıp vermek suretiyle telafi ediyor olduğumuz anlamına gelir. Konuşurken de çoğumuz daha hızlı ve yüksek sesle nefes alırız. Bütün bu ahenksiz seslerin ve konuşmaların hepsi yanlış nefes alıp vermeyi beraberinde getirir.

Nefes Alıp Verme Alışkanlıklarınızı Analiz Edin

Bir şeyi değiştirmek için önce neyin değiştirilmesi gerektiğinin farkında olmanız gerekir. Bu nedenle, bu farklı durumlarda nasıl nefes aldığınıza dikkat edin. Gün boyunca farklı zamanlarda nefesiniz nasıl? Zihinsel durumunuz değiştikçe nefes alış verişiniz nasıl değişiyor? Odaklandığınızda nasıl nefes alırsınız? Kızgın iken? Stresli iken? Araba sürerken? Televizyon izlerken? Nefes alıp verme şeklinizin ne zaman ve neden yetersiz olduğunu anlamaya çalışın.

 Soluk Alış Verişinizi Ayarlayın

·         Son olarak, soluk alıp verme alışkanlıklarınızı şu şekilde ayarlamayı deneyin:
·         Burnunuz ile nefes al. Ağzınızı kapatın ve dilinizi damağınıza yapıştırın.
·         İçeri aldığınız nefesinizi genişletmeye çalışın. 2-3 saniye nefes verin, 3-4 saniye nefes verin, 2-3 saniye bekleyin ve ardından bu süreci tekrarlayın.
·         Kendinizle gurur duyun ve kasılın! Bu şekilde vücudunuzun duruşunun dik olduğundan emin olursunuz.
·         Rahatlayın. Bulunduğunuz anda devam eden gerilim ve streslerin farkında olun ve onlardan kurulmaya çalışın.
Şu an nefesinizi ayarlamak için kendinize bir dakika verin. Daha sonra nasıl yapacağınızı hatırlamak sizin için çok daha kolay olacaktır. Bu dört anahtar kelimeyi ezberlemek size büyük fayda sağlayabilir:
Burun → Nefes al → Gururlan → Rahatla.
·      Meditasyon yapın:
Meditasyon deyince aklınıza hemen, muhteşem bir doğanın için yalnız bir şekilde bağdaş kurularak meditasyon yapan kişi imgesi gelmesin. Çünkü meditasyon, hayatınızın her alanında ve her koşulda uygulanabilecek bir kişisel gelişim unsurudur. Başlangıçta sakinleştirici bir müzik eşliğinde oturup gözlerinizi kapadıktan sonra, sadece nefesinizi dinlemek bile yeterli olacaktır.

Sağlığınızı ve iç huzurunuzu hızlıca iyileştirecek meditasyon teknikleri:
Düzenli olarak meditsyon yapmak zihinsel yorgunluğu azaltmak, nöronlar arasındaki bağlantıyı güçlendirmek, depresyon ve anksiyete belirtilerini azaltmak, daha berrak bir zihne kavuşturmak ve daha iyi bir ruh hali sağlayan endorfin salgısını artırmak gibi birçok olumlu etki sağlıyor. Ancak sadece bunlarla sınırlı değil. Meditasyon, beyinsel faaliyetlerin de ötesine geçerek fiziksel işlevleri ve yaşamsal unsurları geliştirip, kronik hastalık risklerini azaltıyor, yaşam kalitesini artırıyor.

1. Zen metodu
Zen metodu bir yere oturup tüm dikkatin tek bir nesneye odaklanmasına dayanıyor. Bunun için birçok oturma şekli ve nefes tekniği kullanılıyor. Zen metodunda amaç, sizi egodan ve tüm olumsuz uyarıcılardan uzaklaştırmak.

2. Farkındalık metodu

Mindfulness‘ diye de anılan bu metot, mevcut duruma dikkat kesilmeyi, tam anlamıyla şimdiki zamana odaklanmayı, endişelerden kurtulmayı ve odaklanmamış bir zihni rahatsız eden her şeyden uzaklaşmayı ifade ediyor.

3. Çigong metodu

Bu metot genellikle ayakta durarak, düzenli nefes egzersizleri ve temel fiziksel egzersizlerle birlikte uygulanıyor. Çigong metodunun da asıl hedefi zihni sakinleştirmek.
4. Mantra metodu
Mantra metodu bir sesin, bir cümlenin veya kişisel anlamda olumlu çağrışımları olan bir kelime dizisinin sesli olarak tekrarlanmasına dayanıyor. Mantra metodu uygulanırken bazen tespihlerden de faydalanmak mümkün olabiliyor.Dilerseniz bu metodları arastırıp sıze en uygun olanını uygulaya bılırsınız.
·         Kendinizi sürekli telkin edin:
Anı yaşamanın sırlarından biri de, sizi öfkelendiren ya da üzen gelişmeleri genele yaymadan kafanızda bitirmektir. Bunu başarabilmek için evrenin sonsuz döngüsünü, iyiyle kötünün ayrılmaz bütünlüğünü kendinize durmadan hatırlatın. Olaylara ve olumsuzluklara verdiğiniz tepkilerin hissedilir derecede değiştiğini göreceksiniz.

·       Erteleme huyundan vazgeçin
Erteleme hastalığı, günümüzde pek çok insanın muzdarip olduğu bir sıkıntı. Siz de böyle bir problemle yüz yüzeyseniz bundan vazgeçmek için kendinizi eğitmelisiniz. Çünkü işleri, planları ve hayalleri bekletmek anın getireceği güzelliklerden ve hayatın doğal akışından mahrum kalmanıza neden olacaktır.
Şimdi değilse ne zaman, burada değilse nerede?
Yaşam, tek tek ‘an’ların toplamından oluşur ve kocaman bir “şimdi”nin içinde yol alır gideriz. Yapmak istediğimiz şeyler için en uygun zaman “şimdi” ve en uygun yer “burası”dır. Sonrasında onu gerçekleştirmek için bir fırsat olmayabilir, çünkü sonrası bizim kontrolümüzün dışındaki bir an’dır. Yaşam öyle bir şeydir ki, yaptığımız şeylerin pişmanlığı zaman geçtikçe unutulabilir, ancak yapmadığımız şeylerin acısı asla aklımızdan çıkmaz ve bizimle yaşamaya devam eder. En azından denemiştim demek bile, bir deneyim olarak bizlere büyük katkı sağlar. O halde neden şimdi ve burada bir fırsat yaratarak bunu değerlendirmeyelim, neden daha sonrasına erteleyelim?

·      Bol bol okuyun
Kişisel gelişime nereden başlamalı?” sorusunun cevabını her zaman kişisel gelişim kitaplarında  bulamayabilirsiniz. Bu yüzden kişisel gelişim yolculuğunuz boyunca daha önce yapmadığınız kadar okuyun ve okuduğunuz her bir satırı içselleştirmeye gayret edin. Kişisel gelişim kitapları, çeşitli spiritüel öğretiler ve teolojik yayınların yanı sıra; roman, öykü ve şiir gibi edebi yapıtları okumak da içinizde sakladığınız gizli hazinelerin ortaya çıkmasını kolaylaştıracaktır.




TOPLAYIP DERLEYEN  MR.ERNEZ...

Yorumlar